14 Eylül 2012 Cuma

Meditating Over a Photo

TR:
Bana demiştin bırak her düşünceyi ve aç zülüflerini düğümünü
Gölgeler, çiçeklerin kokusuyla rüyalar
Gece kuşunun iniltileri ve çiçek kokuları
Dudaklarda susuzluk, pençeler zülüflerde, gece çiçeğinin kokusu
Petunya çiçeklerine dal, Akçaağacın yapraklarında
Rüya bahçesinde bir bülbül ötüyor, ama bir gölge kalıyor yalnız ve sarhoş
Senin bakışın, senin ahin şikâyeti, ellerin ateşi, canın sıcaklığı ve nefeslerin
Bana demiştin bırak her düşünceyi ve aç zülüflerini
Yağmur dolusu bulutlar, gece ve deniz kokusu
Sahillere adımlarınla sabırsızlık dalgaları vermiştin
rüyadaki birleşmede balıkların gezisi
Ve bizim öpücükler, bizim öpücükler

FA/TR:
Be men gofti ta ke del derya kon bende gisu va kon
Saye ha bar oya ba buye golha
Ke buye gol naleye morge şeb
Teşnegiha ber leb, pence ha der gisu etr-e şebbu
Bezeb gelti etlesiha rab erg-e efra der bag-e royaha
Bolboli mihaned, saye-i mimaned mest-o tenha
Negah-e to, şevke-ye ah-e to, horm-e destan-e to
Germiye can-e t oba nefeshat
Be men gofti ta ke del derya kon, bend-e gisu vakon, ebre baranza, şeb, buy-e derya
Be sahelha, movc-e bitabi ra
Der gedemhaye pa, der vesal-e roya gerdeş-e mahiha, buse-ye ma
Buse-ye ma

12 Mayıs 2012 Cumartesi

tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir..

tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir seni, kendinde tekrarlayarak çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek..

2 Mayıs 2012 Çarşamba

bilemedim

kafam kendime ağır geliyor. şöyle çıkarıp masaya konulan bişey olaydı, az biraz dinlenince tekrar yerine takardık. az biraz insan mı olmayı bilemedik acep ki? ya da neyi ağır ettik kendimize de fazla geliyor bazen. yok yok, diyorum şöyle dişin arasına takılanlar gb. temizlenebilen bişey olaydı. kafa ipi olaydı.. ya da oymak gerekse oyardık. oymalık kafa. oylum kafa.. oy oyy kafa. deşme içimi artık! uyusam da geçmiyor ki. pehh. Rabb, arındırsın beni.

1 Mayıs 2012 Salı

kuş ölümlüdür sen uçuşu anımsa!.

Mutsuzum
Mutsuzum

Verandaya çıkıyorum ve hissediyorum parmaklarımla
Gergin cildini gecenin
Kimse takdim etmeyecek beni
Güneşe

Kimse götürmeyecek beni kırlangıçların şölenine
Uçmayı hayal eden kuş
Ölmek üzere

(Füruğ Ferruhzad)

28 Nisan 2012 Cumartesi

Yürekleriniz kendi sessizlikleri içinde gecenin ve gündüzün gizlerini bilirler..

Acı üzerine; Sonra bir kadın söz aldı ve bize Acı’dan söz et, dedi. Ve El Mustafa yanıtladı: Acınız, idrakinizi kaplayan kabuğun kırılmasıdır. Nasıl ki, bir meyvenin yüreğinin güneşi görebilmesi için kabuğunun çatlaması gerekir, acı da sizin için öyledir.. Kalbinizi güncel yaşantınızın mucizelerine hayran tutabilseydiniz acınızı mutluluğunuzdan daha az görkemli olmazdı. Tıpkı tarlalarınızdan geçip giden mevsimler gb, yüreğinizin mevsimlerini de kabul edebilseydiniz, Pişmanlık ve üzüntülerinizin kış’ında çevrenize huzur içinde bakabilirdiniz. Acılarınızın çoğu kendinizce seçilmiştir. İçinizdeki hekimin hastalıklı benliğinizi tedavi amacıyla verdiği tatsız ilaçtır. Bu nedenle,içinizdeki hekime güvenin ve uzattığı devayı sükunetle ve yatışarak için. Gerçi Onun eli ağır ve serttir, ama Görülemeyen'in yumuşak eli tarafından yönetilmektedir. Gerçi uzattığı kadeh dudaklarınızı yakar, ama çamuru Çömlekçi’nin içine Kutsal gözyaşlarını kattığı çamurdandır. (Halil Cibran)

21 Nisan 2012 Cumartesi

işte böyle..

olur olmadık kişilere selam eylersin de bir kardeşin gelmez..gün içre akla gelir de bi kardeşin bilmez:)

14 Nisan 2012 Cumartesi

'Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır..'

yaşam şuncağız bir şey işte

yaşam şuncağız bir şey işte

bir defter kalır gidenlerden
ayrı düştüklerimizden bir kitap
yıllar sonra aklına gelir de birden
bakarsın/kuytu dalında bir sayfanın
incecik izler var;
diretmişliğimizden

yaşam şuncağız bir şey işte

altı çizilmiştir kimi satırların
"gelseydiniz, karışsaydı gözleriniz çayın buğusuna
böyle koymazdı tozutarak esmesi karın"
okursun/için burkulur da biraz
derin gizleri vardır;
birikmiş eski mektupların

yaşam şuncağız bir şey işte

bir dostun ölüm haberi gelir
bir ihzar müzekkeresi bir arama emri
sen bir ilmek daha atarsın acının şiirine
duyarsın/biri sevdiğini son kez öper ağzından
sokaklar iz tarlası;
adresin belirsizdir

yaşam şuncağız bir şey işte

güneş fabrika duvarlarına düşünce
sessiz adımlarla yürür sabahı umut
karışsan yankıların bir ışık salkımında yitişine
dinlersin/yazılmamış bir tarihin
yalın dipnotudur bunlar;
yazılır günü gelince

Emirhan OĞUZ
(Ateş Hırsızları Söylencesi)

11 Nisan 2012 Çarşamba

Hani babam bir şarkı söyler, duydun mu?


''Mukâdderatın dolambaçlı mekanizması karşısında kimin suçlu , kimin mağdur olduğuna kolay kolay hükmedilemez.İsa kendi katilini eliyle dürttü. Akılda olmayan şeyi onun aklına getirdi.......

Hani babam bir şarkı söyler, duydun mu?


Beni hicrâna âşinâ eden baht-ı siyâhımdır
Seni hep bîvefâ eden benim baht-ı siyahımdır.''



Ülker Fırtınası (1944)
SAFİYE EROL