14 Nisan 2012 Cumartesi

yaşam şuncağız bir şey işte

yaşam şuncağız bir şey işte

bir defter kalır gidenlerden
ayrı düştüklerimizden bir kitap
yıllar sonra aklına gelir de birden
bakarsın/kuytu dalında bir sayfanın
incecik izler var;
diretmişliğimizden

yaşam şuncağız bir şey işte

altı çizilmiştir kimi satırların
"gelseydiniz, karışsaydı gözleriniz çayın buğusuna
böyle koymazdı tozutarak esmesi karın"
okursun/için burkulur da biraz
derin gizleri vardır;
birikmiş eski mektupların

yaşam şuncağız bir şey işte

bir dostun ölüm haberi gelir
bir ihzar müzekkeresi bir arama emri
sen bir ilmek daha atarsın acının şiirine
duyarsın/biri sevdiğini son kez öper ağzından
sokaklar iz tarlası;
adresin belirsizdir

yaşam şuncağız bir şey işte

güneş fabrika duvarlarına düşünce
sessiz adımlarla yürür sabahı umut
karışsan yankıların bir ışık salkımında yitişine
dinlersin/yazılmamış bir tarihin
yalın dipnotudur bunlar;
yazılır günü gelince

Emirhan OĞUZ
(Ateş Hırsızları Söylencesi)

2 yorum:

  1. Bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim
    Biz de soluk alıp vermedeyiz
    Yani her insan gibi sevmekteyiz, sevilecek şeyleri
    Mesela
    Bir kırçiçeğini
    Çimeni toprağı börtü böceği
    Kurban bayramlarında kınalı koçları
    Başları eloyası işlemeli yemeni ile kapalı
    Bembeyaz saçlı kırış kırış alınlı
    Pencere kenarlarında oğullarını bekleyen anaları

    Bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim
    Günün birinde resmi kayıtlara
    Evraklara sicillere ve dosyalara geçtiyse de adımız
    Fotoğrafımızın üstüne bir mühür basıldıysa da
    Bir önden bir yandan göründüysek de sabıka
    Kayıtlarında
    Bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim
    Biz de soluk alıp vermedeyiz
    Yani her insan gibi sevmekteyiz, sevilecek şeyleri

    Nezarethaneleri bildiğimiz kadar
    Koğuş raconlarını bildiğimiz kadar
    İflah etmez mapusane türküleri söylediğimiz kadar
    Güzel şeyleri de biliriz kardeşim

    Bir yetimin başını okşamayı
    Yolda kalmışa kapımızı açmayı
    Sıcak tarhana çorbası kaşıklamayı
    Ve gece yarısı ansızın sıkılan üç kurşunu
    Bağrımızda karşılamayı

    Bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim
    Ve her ne kadar sabah namazı vaktinde
    İnatla çalınırsa da kapımız
    Bir mintan bir picama altı
    Apar topar götürülürsek de
    Bilinmez bir yere
    Üç damla yaş dökerse de
    İki yaşındaki oğlum
    Orda öyle aniden büyürse de
    Göğsüne vurursa da yumruklarını anam
    Ve babam bu da gelir bu da geçer evlat
    Üzülme derse de
    Komşular seyre durursa da
    Kapı önlerinde
    Ne yapmış derse de biri
    Kim bilir ne yapmıştır
    Derse diğeri ötekine
    Yapmıştır ulan yapmıştır
    Delikanlı değil mi yapmıştır
    Diye bağırırsa da biri
    Yine bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim
    Biz de soluk alıp vermekteyiz
    Yani her insan gibi
    Sevmekteyiz sevilecek şeyleri

    Kalbim ağrıyorsa da kardeşim
    Gönlüm bulanıyorsa da
    Tedirginsem kuşkuluysam
    Kalın kitapların yazdığına bakarsan
    Acaip suçluysam
    Havada hıyanet kokusu
    Dışarıda pis bir sıcak
    Duvarlarda yazılar
    Kalbimizde acılar varsa da
    Bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim

    Mektubun geldi bugün haziran
    Kimselere göstermediğin ak saçlarının kıvrımlarından
    Haberin geldi
    İki damla gözyaşın sarı kağıtta
    Çok bakarsın yağmur yağan da
    Islak ve buğulu camların ardından bilirim
    Bilirim, acı
    Nasıl da topak olur oturur adam yüreğine
    Ne var yani işte
    İyiyim diyorum ya
    İnan olsun iyiyim anne
    İnsan gerçekten iyi oluyor, iyiyim dedikçe
    Bak üzülme
    Yazıyorum bir daha
    N’olur üzülme
    Üzülmüyor analar
    Oğulları üzülme dedikçe

    Bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim
    Biz de soluk alıp vermedeyiz
    Yani her insan gibi sevmekteyiz, sevilecek şeyleri
    Mesela
    Bir kırçiçeğini
    Çimeni toprağı börtü böceği
    Kurban bayramlarında kınalı koçları
    Başları eloyası işlemeli yemeni ile kapalı
    Bembeyaz saçlı kırış kırış alınlı
    Pencere kenarlarında oğullarım bekleyen anaları

    YanıtlaSil